Kişisel Gelişim

Sevgi’den öte yol yok

Bugünkü yazımız sevgi üzerine. Sevgi, sevmekle başlar. Sevmekten korkmayın. Hem de ne pahasına olursa olsun. İsterseniz en sevilmezi, isterseniz en sevilesini sevin ama sevin. Sevgi, öylesine bir güçtür ki önünde hiçbirşey duramaz. Size ışık olur, yol olur, şenlik olur, ilham olur, can olur, kavuşma olur, amaç olur… Diğer taraftan da

Çocuk mu? Kari(a)yer mi?

En büyük ikilem; Çalışmak – Anne olmak Düşünsenize, hayatınızın belkide en renkli zamanlarınızı bir okul bitirmek ve diploma sahibi olmak için harcıyorsunuz. O yetmiyor gecenizi gündüzünüze katarak bir de yüksek lisans yapıyorsunuz. Sonra birden anne oluyorsunuz ve… Herşey bir kenara… Erkek olarak hiç annelik duygusu yaşamadım. Ama ne kadar yüce

Yenilgi nedir?

İnsanın cevabını bilmediği sorular ile baş başa kaldığı, kendisini bitkin, halsiz hissettiği, yeni bir başlangıç için gücünün olmadığı, keşkeleri yoğun kullanmaya başladığı zamandır yenilgi… Aslında bir son değil bir başlangıç ve başarı habercisidir yenilgi. İnsanın kendini dinleyebildiği, gelecek için önemli stratejiler belirleyebildiği, daha dibinin olmadığını bildiği, kısacası yeni zaferler güç

Acaba İdeolünüz Kim?

Her insanın bir İdolü vardır. Kimileri için patronu, abisi, annesi, ünlü bir girişimci, hayat arkadaşı vs. Öncelikle “İdol” kelimesinin anlamını açığa kavuşturmada fayda var. Fransizcadan dilimize geçen “idol” sözcük anlamı olarak “Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne” olarak tanımlanabilir. Mecaz anlamı olarak da “Örnek alınan, en çok hayranlık duyulan kimse” anlamına

İnsan büyüdükçe neleri kaybeder?

REDDEDİLME – BAŞARSIZLIK İnsanlığın tanıdığı ve tanımladığı binlerce belki milyonlarca sosyal korkusu vardır. bu korkuların bazıları genel, bazıları ise özel/tekilseldir. Başarısızlık, kendine güvensizlik, uyum sağlamadaki zorluk, alışamama güçlüğü… Bu korkulardan 2 tanesi vardır ki; bunlar yaratılışta oluşmayan, sonradan ortaya çıkan korkudur. “Reddedilme ve Başarısızlık” Bu korkular doğuştan gelmeyen ama toplumun

Okan olmak…

Okan olmak… Ne zordur hayatta yaşamak istediğinizle ve yaşamak zorunda kaldığınız zamanlar arasında seçim yapmak. Genelde hep ikincisi kazanır. Vardır hep bir bahane; müşteri bekler, hanım bekler, patron bekler, baba bekler… Ya içinizdeki bekleyen insan? O önemli değildir. O hep göz ardı edilebilir. Ne de olsa o içimizdedir. Okan da

Yaşama dair…

Hayatı nasıl yaşamalı bir insan. Bir geyik ürkekliğiyle mi, bir aslanın vahşiliğiyle mi yoksa bi maymunun hayata boşvermişliğiyle mi? Yada yada… Bence artık hiçbir şeyin kesin tarifi kalmadı bu dünyada. Herşeyi günlük, hatta anlık yaşamalısınız. Değişim o kadar hızlı olmaya başladı ki değişimin kendisi de kendine şaşmakta. Bu değişimin içinde

Yeni hayat düzeni

Eskiden, Çalışmadan olmuyormuş. Sadece çalışmak, çalışmak ve çalışmak yeterli imiş. Büyük başarılar (paralar!!!) kazanmış örnek aldığımız iş adamlarına başarının sırrı sorulduğunda, “çalışmak, çalışmak ve çalışmak” cevabını alırdık. Gerçektende çok çalışmak başarı için yeterli miydi? Evet… Emek harcamadan kazanç olmuyor. Çalışmadan hiç bir şey olmuyor. Başarı için çok çalışmak yeterli olabiliyordu.

© 2025 Kişisel değil Toplumsal site . Powered by WordPress. Theme by Viva Themes.